Odunpazarı Rehber

ESKİŞEHİR TARİHİ

Eskişehir Porsuk Çayı’nın içinden geçtiği düz bir arazide konumlanmıştır. M.Ö. 1460’larda Hititler’in burada bir yerleşim kurdukları düşünülmektedir. M.Ö 700’de yönetime gelen Frigyalılar ise, Dorylaeum’u kurmuşlar. Şehir ilerleyen yıllarda Romalıların ve Celtler’in kontrolüne geçmiş. Bir rivayete göre buraya ilk gelenler, kendilerine yerleşmek için uygun bölgeyi seçebilmek adına Porsuk Nehri’nin etrafında değişik yerlere koyun akciğeri ve karaciğeri asmışlar. Çürümeden en uzun süre dayanan ciğerin olduğu yeri seçmekmiş amaç. Yerleşim için belirlenen ilk en uygun bölge, günümüz Odunpazarı mevkii ve daha sonraları Dorylaeum şehri olan Sarhöyük olmuş. Eskişehir, Ortaçağ’a kadar Dorylaion ve Doryllaeum adlarıyla anılmış. Friglerin ardından sırasıyla Lidyalıların, Perslerin, Makedonların ve Romalıların egemenliği altına giren Eskişehir, 1074 yılında Selçukluların eline geçmiştir. O dönemde Sultanönü adıyla bilinen kent, mimari açıdan bir hayli gelişmiştir.

Bizans döneminde kentte üç önemli yerleşim alanı karşımıza çıkmaktadır. Bunlar Dorylaion denilen bölge, buranın 3 kilometre batısında, günümüzde Hamamyolu olarak bilinen kaplıcalar bölgesi (Ilıca) ve kentin 11 kilometre kuzey batısında bulunan Karacahisar Kalesinin bulunduğu bölgedir. Kalede gerçekleştirilen kazı çalışmaları ve çıkan Bizans sikkeleri, kalenin 7-11. yüzyıl arasında iskan olduğunu ve bunun Geç Bizans’a kadar neredeyse kesintisiz olarak devam ettiğini göstermektedir. Osman Bey Söğüt’e yerleştikten sonra Karacahisar Tekfuru ile savaşmış onu yenerek 1288 yılında Karacahisar Kalesini almıştır. Karacaşehir’deki ilk yerleşimin ise Karacahisar’ın Osmanlılar tarafından fethedilmesinden sonraki bir dönemde olduğu düşünülmektedir. Osmanlı kaynaklarında Karacahisar ve Karacaşehir’in adlarının zaman zaman bir biri yerine kullanıldığı görülmektedir. Karacahisar Kalesinin önemli bir uç kalesi olduğu, 1299 yılında ilk hutbenin okutularak Osmanlı Beyliği’nin kurulduğu ve ilk gümüş sikkenin bastırıldığı yer olduğu çeşitli kroniklerde belirtilmektedir.

 Kent bugünkü adını Türklerin bölgeye yerleşmesiyle almıştır.  Buradaki antik şehrin kalıntılarına bakarak, bölgeye “eski şehir” demişler.  Adının aksine kendini sürekli yenileyen şehir, Hitit uygarlığından izlere ve özellikle Frigya Krallığı’ndan birçok kalıntıya sahiptir.

Şehir, 1877-1878 Osmanlı - Rus Harbi'nden sonra muhacirlerle beraber kalabalıklaşmaya başlamış ve gelişmiştir. Eskişehir’in asıl gelişmesi ise demiryolunun işletmeye açılmasından sonra olmuştur.

ÖNEMLİ BİLGİLER:

Numbeo’nun 2019 yılı verilerine bakıldığında, “dünyanın en güvenli 100 şehri” açıklanmıştır. Eskişehir bu listede 15. Sırada yer almaktadır. Türkiye’den “dünyanın en güvenli 100 şehri” listesine giren tek şehir olan Eskişehir ayrıca, 2018 yılında Forbes’un İdeal Kentler Araştırmasında “Beşeri Sermaye ve Yaşanabilirlik” kategorisinde 1.oldu.  2017 yılında ise, CNBC-E Business ve Forbes dergilerin “Türkiye’nin En Yaşanabilir Kentleri” araştırmasında 2. Sırada yer almıştır.

Eskişehir’in bir diğer önemli özelliği; yer altı suları açısından oldukça zengin bir yapısının olmasıdır. Yer altı suları bakımından çok zengin olan şehirde, termal su tarih boyunca birçok medeniyet tarafından yaygın olarak kullanılmıştır. Dorlaion kentinin, Eskişehir'in merkezinde,  sıcak sular bölgesinde kurulduğu bildiriliyor. Termal su ve şifa için gelen bir çok turist geleneksel hamamlarda sınırsız termal suyun keyfini çıkarmaktadır. Odunpazarı ilçe sınırları içerisinde kalan Hamamyolu bölgesi, doğal şifalı su kaynaklarına sahip bir çok meşhur hamama ev sahipliği yapmaktadır.

Üç yüz yıllık bir geçmişi olan Lületaşı, Eskişehir'de tarihi bir sır olarak yer alır. Lületaşı, Avusturyalılara Viyana Kuşatması sırasında Türk ordusunun yeniçerileri tarafından tanıtıldı. Günümüzde “beyaz altın” denilen kelimeyi lületaşı nedeniyle duyarız. Lületaşı neden “beyaz altın” olarak anıldı? Bu soru için bir çok yanıt vardır. Ancak, onu diğer taşlardan farklı kılan belirgin bir özellik vardır. Tebeşire benzeyen bu taş, çok daha hafif ve yumuşaktır. Bu özellik, lületaşı üzerinde çalışmayı ve şekillendirmeyi kolaylaştırır. Eskişehir'in beyaz hazinesi çıkarıldığı zamanki formu, üzerinde çalışmak için yeterince yumuşaktır ve kullanımı kolaydır, ancak havaya maruz kalma sonucu sertleşir. Türkiye’de yalnız Eskişehir’de çıkarıldığı için Eskişehir taşı olarak da bilinir. 

Eskisehir, sanat kurumları ve tesisleri ile kültür ve sanatta gelişmiş bir şehirdir. Anadolu Üniversitesi, Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi olmak üzere toplam 3 üniversitesiyle “Öğrenci Şehri” olarak adlandırılan oldukça dinamik bir şehirdir.

NÜFUS:

Eskişehir ili, Bulgaristan göçmenlerinin de kente yerleşmesiyle, özellikle 1950-1970 arası dönemde büyük bir nüfus artışı gösterdi. Ayrıca, 19. yüzyıl boyunca yöreye Kafkasya, Kırım, Romanya’dan gelen göçmenlerin ve 1877-1878 Osmanlı-Rus harbinden sonra muhacirlerin yerleştirilmeye başlamasıyla beraber şehir nüfusu hızlı bir şekilde artmaya ve şehir gelişmeye başlamıştır.

Eskişehir nüfusu, 2018 yılı sonu itibariyle 871 bin 187 kişidir. 2018 yılı itibariyle Odunpazarı ilçe nüfusu ise; 404.267 dir.

GASTRONOMİ:

Eskişehir mutfağında hamur işleri ve etli yemekler büyük yere sahiptir. Balkan ve Tatar mutfağının etkilerinin oldukça hissedildiği bir yemek kültürü vardır. Şehirde isim yapmış en meşhur lezzet ise “çi börek”tir; Tatarlar “çi” kelimesini güzel anlamında kullanırmış, bu lezzetli böreğin adı da buradan geliyor. Özellikle Odunpazarı tarihi bölgede bulunan otantik bir çok restoranda çi börek tadabilirsiniz. Balaban Kebap da en meşhur yiyecekler arasında yer alan özel soslu bir kebaptır.

Met helvası da oldukça meşhur bir tür tatlıdır. Adı çelik çomak benzeri bir oyundan geliyormuş. Eskiden bu oyunu büyükler oynar, kaybeden taraf da diğerine helva yapıp ikram edermiş. Zaman içinde oyunla helva aynı adla anılır olmuş. Eskişehir’in meşhur lezzetlerini sıralayacak olursak;

Met helvası, Nuga helvası, Haşhaşlı çörek, Çibörek, Balaban Kebap.

ESKİŞEHİR’DE TURİZMİN MERKEZİ, ODUNPAZARI

Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde de adından büyük bir övgü ile söz edilen Odunpazarı, bugün seyahatnamede adı geçen sokakların 5’ini aynı ismi ile korumaya devam ediyor. Bütün gizemi ve ihtişamı ile görenleri kendine hayran bırakan Odunpazarı ve onun eşsiz evleri, sizleri görsel ve kültürel bir şölene davet ediyor. Dar sokakların iki yanına sıralanan evlerin bazıları bembeyaz duvarlarının arasında kahverengi çerçeveleri ile bir yağlıboya tablodan fırlamış gibi görünüyor.

Tarihi Odunpazarı Evleri, Çağdaş Cam Sanatları Müzesi, Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi, Odunpazarı Modern Müze (OMM), Tayfun Talipoğlu Daktilo Müzesi, Lületaşı Müzesi, Tarihi Kurşunlu Külliyesi’nde yer alan Ahşap Eserler Galerisi, Porsuk Çayı, Şelale Park, Kent Park, Sazova Bilim, Sanat ve Kültür Parkı, Firig Vadisi; Eskişehir’e bir gün yolunuz düşerse görmeden, gezmeden dönmemeniz gereken yerlerin başında geliyor.  Eskişehir, gezilecek kentler konusunda Anadolu’nun en zengin kentlerinin başında geliyor. Son yıllarda gelişen ve güzelleşen şehirde gezip görebileceğiniz birçok yer var. Özellikle de Odunpazarı ilçesinde yer alan müzeler, parklar ve tarihi dokular yerli ve yabancı turistlerin gözdesi haline gelmiştir. 

TARİHİ ODUNPAZARI EVLERİ:

Eskişehir’in kentsel gelişiminin temelini, şehrin güneyindeki tepe üzerinde kurulmuş olan Odunpazarı semti oluşturmaktadır. Daha önce köylüler, dağlardan getirdikleri odunları şimdiki Sebahattin Günday Park’ındaki meydanda satıyorlarmış. Bu nedenle de buraya Odunpazarı adı verilmiştir. Semt, Osmanlı sivil mimari yapıları ve sit alanına giren ahşap evleriyle günümüze kadar bozulmadan gelebilmiş nadir yerlerdendir. Odunpazarı’ndaki eşsiz tarihi doku geçmişle günümüz arasında bir köprü oluşturmuştur. Bölgede birçok sivil ve dini mimari bir arada yaşamaktadır. Tarihi Odunpazarı Evleri, bölgenin topografik yapısına uygun olarak sokak ve arazinin konumuna göre yerleşmiştir.

Evler, Anadolu-Türk kentinin geleneksel dokusunu yansıtmaktadır. Dar sokaklar boyunca bitişik nizam yapılmış olan 1, 2 ve 3 katlı evler çoğunlukla sokağa açılır. Evlerin alt katları kiler, depo, kömürlük, ambar olarak kullanılırken, cepheleri ya sağır bırakılmış ya da küçük pencerelerle hareketlendirilmiştir. Üst katlara baktığımızda ise, sokakla iletişimi sağlamak amacıyla cepheler çıkmalarla bütünleştirilirken, buralar yaşam alanı olarak kullanılmıştır. Çıkmalar, sokağın yapısına, arsanın şekline göre, üst katlarda geniş yaşam alanı oluşturabilmek, baş odayı dış cephede vurgulayabilmek, evin sokakla ve dış dünyayla iletişimini sağlayabilmek için şekillendirilmişlerdir.

Evlerin girişlerini, giriş kapıları ve bahçe kapıları olarak ayırabiliriz. Tek kanatlı ve çift kanatlı ahşap kapıların üzerleri geometrik motiflerle, çakma tekniğinde işçilik kullanılarak hareketlendirilmiştir. Çift kanatlı yapıların yapılmasının amacı, genellikle at arabasının girebilmesi içindir. Genellikle çift kanatlı kapılı evlerin, gelir düzeyi yüksek kişilere ait olduğu görülmektedir.

Odunpazarı evlerinde pencereler genellikle giyotin ya da çift kanatlı olarak yapılmıştır. Kare ve dikdörtgen formdaki pencereler üst katlarda, çıkmalarda, çıkma aralarında geniş yer tutar. Özellikle boş oda ya da köşk oda dediğimiz evin en değerli bölümleri çıkmanın olduğu cephede yer almaktadır. Bu nedenle pencerelere çok önem verilmiştir.

ODUNPAZARI FESTİVALLERİ

Odunpazarı Belediyesi, gelenekselleşmiş ulusal ve uluslar arası festivallere ev sahipliği yapmaktadır. Bu festivaller;

1-      ULUSLARARASI AHŞAP HEYKEL FESTİVALİ

2019 yılında 5.si düzenlenen festival, Odunpazarı bölgesinin bir markası haline gelmiştir. Her yıl farklı mottolarla ilerleyen festivale, yurt içi ve yurt dışından bir çok sanatçı katılmaktadır. Tarihi Odunpazarı bölgesinde yer alan atölyelerde bütün sanatçılar keyif ve harmoni içerisinde çalışmalarını gerçekleştirirler.

Bu festival ve ağaç işleri sanatı sayesinde Eskişehirliler ve festivale katılan herkes,  kuruyan, öldü dediğimiz, çoğunlukla da yakarak yok ettiğimiz ağaç gövdelerinden, usta sanatçılar eliyle nasıl şaheserler ortaya çıktığına şahit oluyor.

Festivalin ardından, konuk edilen sanatçıların ortaya çıkardığı ahşap eserler, her yıl binlerce kişinin gezdiği Ahşap Eserler Galerisi ve birçok alanda yerini alarak Eskişehir ve Odunpazarı'nın kültür ve sanat hazinesini daha da zenginleştiriyor.

Ahşap Heykel Festivalinin önemli bir geleneği ise, her festival sonunda Eskişehir’e yepyeni bir orman kazandırmaktır. Odunpazarı Belediyesi, düzenlenen 5 farklı Ahşap Heykel Festivali ile Odunpazarı’na 450 bin metrekare orman kazandırmıştır.

2-      ULUSLARARASI CAM FESTİVALİ

2019 yılında 7.si düzenlenmiş olan bu festivale her yıl yurt içi ve yurt dışından bir çok cam sanatçısı katılmaktadır. Ahşap Heykel Festival’inde olduğu gibi Cam Festivali’nde de her yıl farklı bir motto ve slogan ile yola çıkılır.

Tarihi Kurşunlu Külliyesi Sıcak Cam Atölyeleri’nde düzenlenen festivale Türkiye haricinde, Amerika, Kanada, İngiltere, Almanya, Hollanda ve başka bazı ülkelerden alanında uzman sanatçılar katılmaktadır.

3-      ULUSLARARASI ESKİŞEHİR ODUNPAZARI SERAMİK PİŞİRİM TEKNİKLERİ ÇALIŞTAYI

2019 yılı itibariyle 5’incisi gerçekleştirilen Uluslararası Eskişehir Odunpazarı Seramik Pişirim Teknikleri Çalıştayı ile, ülkemizden ve farklı ülkelerden çalıştaya katılan uzmanlar ve sanatçılar birbirinden eşsiz sanat eserleri üretirler ve ortaya çıkan eşsiz eserler, Odunpazarı Çağdaş Sanatlar Galerisi’nde sergilenir.

Farklı pişirim tekniklerin uygulandığı bu çalıştaylar sayesinde sadece yetişkinler ve üniversite öğrencileri değil, çocuklar da keyifli vakit geçirmektedirler.

4-      ULUSAL ODUNPAZARI LÜLETAŞI FESTİVALİ

2019 senesi itibariyle 2.si düzenlenmiş olan bu festival ile katılımcılar, “Eskişehir Taşı” ya da “Beyaz Altın” olarak bilinen Lületaşının sanat eserine dönüşümü yolculuğuna şahitlik eder.

Tebeşire benzeyen lületaşı, tebeşirden çok daha hafif ve yumuşaktır. Bu özellik, lületaşı üzerinde çalışmayı ve şekillendirmeyi kolaylaştırır. Eskişehir'in beyaz hazinesi çıkarıldığı zamanki formu, üzerinde çalışmak için yeterince yumuşaktır ve kullanımı kolaydır, ancak havaya maruz kalma sonucu sertleşir. Türkiye’de yalnız Eskişehir’de çıkarıldığı için Eskişehir taşı olarak da bilinir. 

Festival kapsamında amatör lületaşı oyma yarışmaları düzenlenirken, lületaşından yaratılan eserler sergilenmektedir.

ODUNPAZARI’NDA MÜZELER VE GEZİLECEK YERLER:

1-       AHŞAP ESERLER GALERİSİ: Odunpazarı Kurşunlu Külliyesi Kervansarayı içinde yer alan galeride, uluslar arası sanatçıların Odunpazarı tarihi bölgesindeki festivallerde üretmiş olduğu eserler sergilenmektedir.

2-       LÜLETAŞI GALERİSİ (MÜZESİ): Kurşunlu Külliyesi Hanikahı olarak adlandırılan bölümde, 2008 yılından bu yana 60 sanatçıya ait 400 civarında eser bulunmaktadır. Dünya üzerinde en kaliteli lületaşı Eskişehir’de çıkarılmaktadır. Bu nedenle Eskişehir’in simgesi haline gelmiş bir madendir. “Eskişehir taşı” olarak da anılır.

3-       YEŞİL EFENDİ KONAĞI, ATATÜRK İLE BİR GÜN GALERİSİ: Asıl adı Yeşil Efendi Konağı olan bu yapı, 1890 yılında Odunpazarı’nın sayılı zenginlerinden ve Cumhuriyet’in ilk milletvekillerinden olan Yeşil Efendi lakaplı Halil İbrahim Efendi tarafından yaptırılmıştır. Bu konağın önemli bir özelliği de; Kurtuluş Savaşı’ndaki Eskişehir ziyaretinde Mustafa Kemal Atatürk’ü ağırlamış olmasıdır. Bu galeride, Kurtuluş Savaşı sırasında bu bölgede bulunan materyallerden oluşan ve Savaşın hazırlıklarını içeren canlandırmayı ve de Türkiye’de ilk defa uygulanan “artırılmış gerçeklik” uygulaması ile Atatürk ve Yeşil Efendi ile buluşma şansını yakalayabilirsiniz.

4-       TAYFUN TALİPOĞLU DAKTİLO GALERİSİ (MÜZESİ): Türkiye’nin ilk daktilo galerisi Eskisehir Odunpazarı Belediyesi tarafından açılmıştır. Gazeteci Tayfun Talipoğlu’nun daktilo koleksiyonundan oluşan galeride aynı zamanda Türkiye eski Başbakanı Bülent Ecevit’in ve bir çok farklı kişinin daktilosu bulunmaktadır.

5-       OSMAN YAŞAR TANAÇAN FOTOĞRAF GALERİSİ: Odunpazarı Kurşunlu Külliyesi içinde yer alan Galeri 4 ana mekan ve 1 sergi alanından oluşmaktadır. Salonlardan biri arşiv ve kütüphane odası olarak, diğeri ise tamamen fotoğraf çekim alanı için ayrılmıştır. Diğer 2 salonda eski fotoğraf makineleri sergilenmekte olup, sergi alanında belli aralıklarla fotoğraf sergiler düzenlenmektedir.

6-       ÇAĞDAŞ SANATLAR GALERİSİ:Atatürk Bulvarı Hasan Polatkan Kültür Merkezi arkasındaki oyun alanını tadilatla sanat galerisine dönüştüren Odunpazarı Belediyesi, burada önemli sergilere ev sahipliği yapıyor.

7-       CAM SANATLARI MERKEZİ: Cam sanatının tüm inceliklerini öğrenmek isteyen vatandaşların büyük ilgi gösterdiği, cam sanatının nadide örneklerinin sergilenip satışının yapıldığı merkezdir.

8-       KURTULUŞ MÜZESİ: Büyükşehir Belediye tarafından restorasyonu tamamlanan Mestanoğlu Halil Konağı Kurtuluş Müzesi olarak halka hizmet vermektedir. Çağdaş teknolojiyle bilgi ve belgeyi harmanlayan Kurtuluş Müzesi’nde Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş tarihi hakkında bilgi veriliyor.Müzedeki Kurtuluş savaşı anıları ziyaretçilere duygusal anlar yaşatıyor.

9-        YILMAZ BÜYÜKERŞEN BALMUMU HEYKELLER MÜZESİ: Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in Eskişehir’e kazandırdığı ve dünyaca tanınan “Madam Tussad” Müzesi’nin bir benzeri olan bu müzede, Yılmaz Büyükerşen’in Büyükşehir Belediyesi’ne bağışladığı yaklaşık 200 heykel arasında, tarihi kişiler ile yerli ve yabancı bir çok ünlü kişinin balmumu heykeli ve farklı dönemlere ait Mustafa Kemal Atatürk balmumu heykelleri yer almaktadır.

10-   ÇAĞDAŞ CAM SANATLARI MÜZESİ: Cam Sanatları kategorisinde Türkiye’de ilk açılan müze içerisinde, yerli ve yabancı sanatçıların kendi atölyelerinde yapıp bağışladıkları cam sanatının eşsiz eserleri yer almaktadır. Müze, Tarihi Odunpazarı Evleri arasında yer almaktadır. Çağdaş Cam Sanatları Müzesi ile Eskişehir, cam müzesi olan dünyanın nadir kentleri arasında yer alırken, müzenin, cam işçiliğinin doğduğu Anadolu’nun bu güzel kentinde açılması da ayrı bir önem taşımaktadır.

11-   CUMHURİYET TARİHİ MÜZESİ:23 Nisan 1994 tarihinde Anadolu Üniversitesi tarafından Eskişehir'in Odunpazarı semtinde kurulan Cumhuriyet Tarihi Müzesi, 1916 yılında inşa edilen Numune Mektebi binasının restore edilmesi sonucu ziyarete açılmıştır. Cumhuriyet tarihinin anlatılması ve bu tarihin önemli eserlerinin sergilenmesi amacını güden müze, Kurtuluş Savaşı eserleri ile başlıyor. Cumhuriyet Tarihi Müzesi'nde sergilenen eserler arasında Mustafa Kemal'in hayatına dair unsurlar ve Kurtuluş Savaşı'nın destanını anlatan unsurlar bulunuyor. Bununla birlikte, Cumhuriyet devrimlerini anlatan eserler, yakın tarihin sosyolojik ve siyasal ifadesiyle alakalı kitaplar ve çeşitli eserler de görülmeye değer. Kurtuluş Savaşı dönemini anlatan 131 orijinal fotoğrafın bulunduğu Cumhuriyet Tarihi Müzesi'nde; Çanakkale Savaşı fotoğrafları, kongrelerden kareler ve Büyük Taarruz dönemini anlatan fotoğraflar insanın içine işleyecek kadar etkileyici.

12-   ODUNPAZARI MODERN MÜZE (OMM):Osmanlı ve geleneksel Japon mimarisi ile Odunpazarı sivil mimarisi öğelerinden esinlenerek tasarlanan Odunpazarı Modern Müze, Türkiye’den ve dünyadan sanatçıların modern ve çağdaş eserlerinin evrensel bir bakış açısı ile sergileneceği, kültürlerarası diyaloğu teşvik eden, sürekli yenilenen bir platformdur. Yaklaşık 4.500 m2 alana sahip olan OMM’da, sergileme alanları, çeşitli etkinlik mekanları, atölyeler, kafe ve müze dükkanı yer alıyor.

13-   ETO SANAYİ VE TİCARET MÜZESİ: Eskişehir Ticaret Odası tarafından açılan müze, içerisinde yer alan 600’den fazla eserle ziyaretçilerini Eskişehir’in ekonomik geçmişinde yolculuğa çıkarıyor.

14-   ANADOLU ÜNİVERSİTESİ KARİKATÜR MÜZESİ:Karikatür müzesi binası; 1900’lü yılların başında yapıldığı tahmin edilen ve konut olarak kullanılan tarihi Odunpazarı Evlerinden biri olan yapının restorasyonla yenilenmesi ile oluşturulmuştur. İki katlıdır ve toplam alanı 265 metrekaredir. Müze, Türkiye’de bir ilk olan Karikatür Sanatını Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin yan kuruluşudur. Müzede her daim sergi, değişken sergi bölümleri, portreler odası, Türk karikatür ustaları odası, Eskişehirli karikatürcüler odası ile kitaplık bölümleri bulunmaktadır. Müzede karikatür çalışmalarının yapılabileceği mekânlar da tasarlanmıştır. Müzenin alt kat salonunda yerli ve yabancı karikatürcülerin sergileri de aralıklı olarak sürdürülmektedir. Müzeden araştırma amacıyla da yararlanılmaktadır. Bu amaçla bir kitaplık oluşturulmuştur. Müzede kitap, kartpostal, poster ve hediyelik eşyalar da ziyaretçiler tarafından satın alınabilmektedir.

15-   KAZAN TATARLARI KÜLTÜR MÜZESİ: Eskişehir kültürüne önemli ölçüde katkıda bulunan Kazan Tatarları’nın tarihi geçmişini yansıtan eserler yer almaktadır.

16-   KURŞUNLU KÜLLİYESİ VE CAMİİ:Tarihî Odunpazarı Evleri’nin yanında bulunan külliye ve tarihi evler adeta birbirini tamamlar ve sizi geçmişe götürecek bir yolculuğa çıkartır. 

Kurşunlu Külliyesi, 16. yüzyıl Osmanlı Dönemi’ne ait bir eserdir. Osmanlı Devleti vezirlerinden Çoban Mustafa Paşa tarafından 1517 yılında yapılmıştır. Kurşunlu Külliyesi’nin mimarı muhtemelen, Mimar Sinan’dan önce mimarbaşı olan, Acem Ali’dir. Gerçek adı Alaeddin Ali Bey olan Acem Ali (Acem Alisi ya da Esir Ali diye de bilinir) klasik Osmanlı mimarlığında adı bilinen ilk mimarbaşıdır (1519-1537). 

Külliye; cami, şadırvan, zaviye (küçük tekke), talimhane, harem, imaret, Mevlevi şeyhlerine ait türbe ve iki kervansaraydan oluşmaktadır. Caminin kubbesi kurşunla kaplı olduğundan Kurşunlu Camii adını almıştır. Günümüzde Külliye içinde yer alan kervansarayda Sıcak Cam Üfleme Atölyesi ve Cam Sanatları Merkezi bulunmaktadır. Bu kısım Uluslararası Odunpazarı Cam Festivali ve birçok etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır. Külliyenin mektep bölümü, 2010 yılından bu yana kütüphane olarak kullanılmaktadır. Medrese bölümünde ise (hanikâh ve Mevlevi Âsitanesi olarak da adlandırılır) günümüzde dünyada açılan ilk Lületaşı Müzesi bulunmaktadır. Ayrıca Osmanlı döneminde eğitim görenlerin konaklama amacıyla kullandıkları odalar bugün atölyeye dönüştürülmüştür. Kurşunlu Külliyesi’ne 2017 yılında Osman Yaşar Tanaçan Fotoğraf Müzesi açılmıştır. Müzede; Fotoğraf Sanatçısı Osman Yaşar Tanaçan tarafından Odunpazarı Belediyesine bağışlanan 372 adet fotoğraf makinesi, fotoğraflar, fotoğrafçılıkta kullanılan çeşitli aletler, kitap ve dergilerden oluşan koleksiyon yer alıyor.

17-   BEY KONAKLARI: Eskişehir’in ilk derebeyleri tarafından yaptırıldığı bilinen yapılar restore edilerek “Bey Konakları” adı altında kullanıma açılmıştır.

18-    KAYMAKAM KONAĞI: 1733 yılında yapılan ve Eskişehir il olmadan önce kaymakamlık olarak yönetildiğinde kaymakamın ikamet ettiği konaktır.

19-   SİVRİOĞLU KONAĞI: 1880 yılında Sivrioğlu Kadı Ali Bey tarafından yaptırılmıştır. Bu tarihi konak gerekli onarımlar yapıldıktan sonra 2017 senesinde, ülkemizin köklü sivil toplum örgütlerinden olan Türk Ocakları’nın Esişehir şubesinin kullanımına tahsis edilmiştir.

20-   AKÇACILAR KONAĞI: Akçacılar ailesi tarafından Kırım’dan göçen ustalara yaşadıkları yerin mimari özelliklerini yansıtacak şekilde inşa ettirilmiş bir konaktır.

21-    HAFIZ AHMET EFENDİ KONAĞI: 1717 yılında Hafız Ahmet Efendi tarafından yaptırılmıştır. Hafız Ahmet Efendi aynı zamanda bir lületaşı ustasıdır. İşlemiş olduğu lületaşından bir asa Mustafa Kemal Atatürk’e hediye edilmiştir. Bu asa, günümüzde Anıtkabir’de sergilenmektedir. Aynı asanın diğer bir eşi de İran Şahı Rıza Pehlevi’ye hediye edilmiştir.

22-   YAĞCIZADE KONAĞI (ATAOL BEHRAMOĞLU KİTAPLIK ve MÜZESİ): 1754 yılında zengin bir yağ tüccarı tarafından yaptırılmıştır. Rivayete göre, yağ tüccarı, çok sevdiği eşini amansız bir hastalıktan kaybedince, kızının da aynı hastalığa yakalanma ihtimali olduğunu düşünüp dışarı çıkmasını yasaklamış. Kızının sıkılmaması için de konağa “cihannüma” denilen seyir köşkünü yaptırmıştır. 265 yıllık tarihi olan bu özel konak, Odunpazarı Belediyesi tarafından restore edilerek, Türk edebiyatının önemli isimlerinden olan ve aynı zamanda barış şairi olarak tanınan Ataol Behramoğlu kitaplığı’na dönüştürüldü. Müze-kitaplık içerisinde Ataol Behramoğlu’nun Odunpazarı Belediye’sine bağışlamış olduğu 7000 kitap ve birçok önemli edebi yapıt yer almaktadır.

23-   KAYIKÇILAR KONAĞI: Odunpazarı yerlilerinden olan ve Kayıkçılar olarak bilinen bir aile tarafından yaptırılmıştır.

24-   MUSTAFA ABDÜLCEMİL KIRIMOĞLU KIRIM TATAR GALERİSİ: Eskişehir’in etnik kimliğinde önemli rol oynayan Kırım Türkleri’nin Eskişehir’de kültür, sanat ve sosyal faaliyetlerini yürüteceği, örf adet ve geleneklerini yaşatacağı nadide bir kültür merkezidir. Bu evler kültürler arası dayanışma ve kaynaşmanın sağlanmasında büyük rol oynamaktadır.

25-    BALKAN KÜLTÜR EVİ: 19. yy dönemine ait mimari izler taşıyan bu yapı, Balkan kültüründen doneler sunarak Eskişehir’in kültür çeşitliliğine önemli katkı sağlamaktadır.

26-    KUZEY KAFKAS KÜLTÜR EVİ: Balkar-Karaçay kültürünün günümüze ulaşmış gelenek ve göreneklerini yaşatan ve Eskişehir’in kültür zenginliklerine önemli katkı sağlayan bir yapıdır.

27-   KAFKAS KÜLTÜR EVİ (AYVAZLAR KONAĞI): Usta Ayvaz Konağı olarak da anılmaktadır. 1790 yılında Usta Ayvaz tarafından yaptırılmıştır.

28-   MİHALLIÇÇIKLILAR DERNEĞİ: Mihallıçık Eskişehir’in bir ilçesidir ve Mihallıçıklıların kurmuş olduğu bir dernektir. Dernek binası tarihi Odunpazarı bölgesinde bulunmaktadır.

29-   ATLIHAN EL SANATLARI ÇARŞISI: 1850’li yıllarda Eskişehir’in büyük toprak sahiplerinden Takattin Bey tarafından yaptırılmıştır. Çevre köy, kasaba ve şehirlerden gelen pazarcıların, seyyahların ve köylülerin hem kendilerinin hem de hayvanlarının konaklaması için yapılmış bir Handır. Günümüzde, özgün mimarisine uygun olarak düzenlenen Han, lületaşı, gümüş, toprak ve cam geleneksel sanat ürünlerinin teşhir ve satışının yapıldığı bir çarşı olmuştur.

30-   KIRK AMBAR ÇARŞISI: Otantik atmosferi ile yerli ve yabancı konukların gözdesi olan Kırk Ambar Çarşısı’nda atölyeler ve küçük hediyelik eşya dükkanları yer almaktadır. Çarşı’nın en önemli özelliği ise, kadın girişimciler tarafından işletiliyor olmasıdır.

31-   ARASTA EL SANATLARI ÇARŞISI: İçerisinde cam, çini ve seramik eserlerin sergilenip satıldığı iki katlı, modern mimariyle oluşturulmuş el sanatları çarşısıdır.

32-   ATATÜRK LİSESİ: Kuruluşu İstiklal Savaşı’ndan çok önceye dayanan okulun en önemli özelliklerinden birisi, 16 Ocak 1933 yılındaEskişehir’i ziyareti sırasında Atatürk’ün bu yapının lise olarak kullanılmasına karar vermiş olmasıdır. Atatürk Lisesi binası, Odunpazarı Kentsel Siti koruma planı içinde yer alır ve anıtsal yapı olarak tescillenmiştir.

33-   ÇEŞMELER: Odunpazarı sit alanında bulunan ve estetik görünümleriyle dikkat çeken mahalle çeşmeleri, eski dönemlerde yaşamış olan üst düzey ahali tarafından yaptırılmışlardır.

34-   TÜRBELER: Odunpazarı bölgesinde, Mevlevi tarikatı mensuplarının ve dönemin ileri gelen şeyhleri ile İslam dininin önemli şahsiyetlerinin türbeleri bulunmaktadır.

-          Kurşunlu Külliyesi; Yukarıda 16. Maddede detayları hakkında ayrıca bilgi sunulmuştur.

-          Hasan Dede Türbesi; Kurşunlu Külliyesi’nin hemen arkasındaki küçük bahçede yer alır. Hasan Dede, 19. Yüzyıl ortalarında Eskişehir Mevlevihanesi’ni faal hale getiren bu dergahın en önemli şeyhlerindendir. Aynı yerde Hasan Dede’nin oğlu ve bu dergahtan önemli kişilerin kabirleri de bulunuyor.

-          Ahu Mahmud Dede Türbesi; yine Kurşunlu Külliyesi’nin arka tarafında yer alan bu türbe bir evin içerisinde bulunuyor.

-          Mehmet Sadık Efendi Türbesi; Mehmet Sadık Efendi, Eskişehir’de yaşamış, zamanın belediye görevlerinde bulunmuş Halveti tarikatı şeyhidir.

-          Şeyh Edebali Türbesi; Şeyh Edebali, Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in kayınpederidir. Türbesi, Odunpazarı mezarlığı’nın içindedir. Bu türbe II. Abdülhamit tarafından restore edilmiştir.

Odunpazarı bölgesi haricinde Eskişehir ilçe ve köylerinde de tursitlerin ilgisini çeken oldukça önemli türbeler yer alır. Bu türbelerden bahsetmek gerekirse;

-          Yunus Emre Türbesi ve Mezarı; Eskişehir'in 115 km doğusunda Mihalıççık kazasına bağlı Yunus Emre (Sarıköy) köyündedir. XIII.yüzyılda, Eskişehir’de bulunan Yunus Emre’nin mezarı Yunan işgali sırasında yıkılmış, 1949 yılında yapılan bir çeşmenin arkasına taşınarak yeni bir mezar yapılmıştır. Bu mezar XIII. Yüzyıl Selçuklu mimarisi üslubunda yapılmış, rumi, palmet dekorlu mezar lahti birbirlerine kemerlerle bağlanmış, sekiz sütunlu etrafı açık anıt mezarın ortasına yerleştirilmiştir. Bu anıt mezarın bulunduğu yere 1982’de bir kültür evi, cami ve şadırvan eklemiştir. Aynı zamanda buraya Yunus Emre’nin bir de heykeli konulmuştur. Kültür Evinde kurulan müzede ise Yunus Emre’yi tanıtan kitaplar, Yunus Emre’nin dörtlüklerini içeren levhalar sergilenmiştir. Burada Yunus Emre’nin ilk mezarından arta kalan mimari parçalar ile bazı etnoğrafik eserler de bulunmaktadır.  Yunus Emre tüm insanları sevgiye, birlik ve beraberliğe çağıran halk aşığıdır. Mezar taşının ön cephesinde yazılı olan “Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.” sözlerinde Yunus Emre’nin yaşam felsefesi özetlenmektedir.

-          Seyit Battalgazi Türbe ve Külliyesi; Eskişehir merkeze yaklaşık 40 km uzaklıkta bulunan Seyitgazi ilçesinde yer alır. Anadolu’nun Bizans İmparatorluğu egemenliği altında bulunduğu M.S. 700 yıllarında İslamiyet henüz Anadolu’da yayılmamıştı. İslamiyeti kabul etmiş olan Emeviler Anadolu’nun içlerine akın yaparak Anadolu’yu ele geçirmek ve islamiyeti yaymak istemişlerdir. 720-740 yıllarında sıklaşan bu akınlardan birinde Seyit Battalgazi lakabı ile anılan efsaneleşmiş halk kahramanı, bugünkü Seyitgazi ilçesinin bulunduğu (antik adı Nakolea) Mesih Kalesi olarak bilinen bölgede 740 yılında şehit düşmüştür. Bizans’a karşı büyük kahramanlıklar gösteren ve islamiyetin Anadolu’da yayılmasına büyük katkı yapan Seyit Battalgazi adına 1207-1208 yıllarında Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaattin Keykubat’ın annesi Ümmühan Hatun tarafından türbe ve cami yaptırılmıştır.  Daha sonra, Ümmühan Hatun için de buraya 2 katlı bir türbe eklenmiştir. Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve gelişme dönemlerinde onarım ve eklemelerle burası bir külliye halini almıştır. Osmanlı Devleti döneminde vakıflaştırılmış, Cumhuriyet Dönemi’ne kadar dini eğitim, tören ve toplantıların yapıldığı medrese ve tekke olarak kullanılmıştır.

-          Himmet Baba Türbesi; Himmet baba, Seyyit Battal Gazi’nin yakın arkadaşıdır. Türbe Eskişehir ili’ne bağlı Seyitgazi ilçesi’nin Kümbet köyü kayalığındadır. Plan, teknik ve malzeme özellikleriyle 13. yüzyıla tarihlenir. Dıştan sekizgen gövdeli, içeriden daire planlıdır. Giriş kapısında Bizans Dönemine ait mermer mimari parçalar kullanılmıştır. Himmet Baba Türbesinin girişindeki At üzerine binmiş figür Türklerin binlerce yıl öncesindeki Defin Ritüelini hatırlatır.

35-   CAMİLER: Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalan camiler Odunpazarı bölgesinde gezilecek yapılar arasındadır. Alaaddin Camii (1268), Haci Hasan Camii (13.yy), Sivrioğlu Camii (13. yy), Kurşunlu Camii (1525),  Tiryakizade Süleyman Ağa Camii (1778), Akoğlan Camii (1890), Karacaşehir Camii Odunpazarı bölgesindeki camilerden en bilinenleridir. Odunpazarı haricinde Eskişehir ilçelerinde de oldukça eski tarihli ve mimari açıdan önem arz eden camilerden örnek vermek gerekirse; Sivrihisar ilçesi- Ulu Camii (1274), Sivrihisar ilçesi- Kurşunlu Camii (1520),  Han ilçesi- Hacı Hüsrev Paşa Camii, (17.yy).

ODUNPAZARI İLÇESİNDEKİ PARKLAR:

CUMHURİYET PARKI (2018)

Cumhuriyet’in ilanın 95. Yıldönümünde Odunpazarı Belediyesi tarafından Eskişehir’e kazandırılan Cumhuriyet Parkı 16 bin metrekare alana sahiptir. Park içerisinde yer alan Cumhuriyet anıtı, müzikli ve animasyolu gösteri havuzu, amfi, oyun alanları, spor alanı, koşu yolu ile misafirlerine huzurlu ve keyifli bir alan sunuyor.

ÇEVRE PARKI (2018)

Vadişehir Mahallesi’nde yer alan Çevre Parkı, çocuklara ve yetişkinlere farklı bir deneyim yaşatıyor. Çevre Parkında; çocuk oyun alanları, çiçeklikler, süs havuzu, heykel ve gölgelikler geri dönüşüm malzemelerinden yapıldı. Park aydınlatmasında ise güneş ve rüzgar enerjisinden elde edilen elektrik enerjisi kullanılıyor. Çevre kirliğine dikkat çekmek için bilgilendirme tabelalarının bulunduğu Çevre Parkında, pedal çevrilerek kinetik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren oyun bisikleti de yer alıyor.

KANLI KAVAK-RAİF ÖZGÜR PARKLARI

Odunpazarı İlçesinde bulunan Kanlıkavak ve Raif Özgür Parkı, Avrupa’da yer alan parklarla yarışıyor. İçinden Porsuk Nehri’nin geçtiği park yeşil doğası ile Eskişehirliler için adeta cennetten bir köşe. Odunpazarı’nda yeşili bol ve akarsuyu bir arada barındıran Kanlıkavak Parkı olarak bilinen bu iki parkı Porsuk Nehri ayırıyor.

KANLI KAVAK PARKI (İYİLEŞTİRME; 2016)

Özellikle yaz ve bahar aylarında Eskişehirlilerin akınına uğrayan Kanlıkavak Parkı, Kırmızıtoprak Mahallesinde bulunuyor. 10 bin m 2 alana sahip olan Kanlıkavak Parkı, Eskişehir’in en güzel parklarından biri. Parkta, biri engelli çocuklar için olmak üzere 2 adet çocuk oyun alanı da bulunuyor. Kanlıkavak Parkı’nda doğa içerisinde spor yapmayı seven vatandaşlar için fitness alanı da var. Odunpazarı Belediyesi tarafından süs havuzu, oturma birimleri ve yürüyüş yolları da yapılarak yenilenen park, Eskişehir’in  adeta gözdesi haline geldi.

RAİF ÖZGÜR PARKI (İYİLEŞTİRME; 2016)

Eskişehir’in yeşil denilince akla gelen yerlerden biri de Osmangazi Mahallesinde bulunan 14 bin m 2 alana sahip Raif Özgür Parkı. Kanlıkavak Parkı’nın tam karşısında bulunan Raif Özgür Parkı’nda Odunpazarı Belediyesi tarafından 2016 yılında ıslah çalışması yapıldı. 2 adet çocuk oyun alanı, oturma birimleri ve yürüyüş yollarının bulunduğu Raif Özgür Parkı’nda ayrıca yeşilin içinde vatandaşların dinlenip çaylarını içebilecekleri bir adet kafeterya da bulunuyor.

BASIN PARKI (YENİLENME; 2016)

‘Düşünceyi Açıklama ve Haber Alma Özgürlüğü ’ne sahip çıkan Odunpazarı Belediyesi, basın şehitlerini de unutmadı. Odunpazarı Belediyesi, Osmangazi Mahallesi’nde bulunan Basın Parkı’nda peyzaj düzenleme çalışması yaparak, parkı yeni ve modern bir görünüme kavuşturdu. Girişinde Anayasanın 28. Maddesi olan “Basın hürdür, sansür edilemez” bendinin yazılı olduğu bir tabelanın yer aldığı Basın Parkı’nda basın şehitleri için de Basın Şehitleri Anıtı bulunuyor. Ağaçları ve renk renk çiçekleri ile kafa dinleyebileceğiniz parkta çocuklar ve yetişkinler için açıkhava kütüphanelerinin de yer alıyor. Parkta ayrıca süs havuzu, interaktif oyun alanları, satranç alanı, amfi oturma alanı ve park mobilyaları bulunuyor.

UĞUR MUMCU PARKI (2015)

Cam bir fanus içinde yer alan Uğur Mumcu’nun bombalı saldırıya uğradığı 06 YR 245 plakalı  aracının, bir ibret anıtı olarak dimdik ayakta durduğu Uğur Mumcu Parkı, Büyükdere Mahallesi’nde yer alıyor. Araştırmacı gazeteciliğin öncü isimlerinden, Türkiye’nin aydınlık kalemlerinden Uğur Mumcu’nun anısına yapılan parkta 16 farklı şehirden gelen mermerlerle hazırlanan ve gazete kupürlerinden oluşan Uğur Mumcu Anıtı da bulunuyor. Odunpazarı Belediyesi tarafından farklı bir park formatında yapılan alanda vatandaşların daha rahat bir ortamda yürüyüş yapabilmeleri için modern kent mobilyalarının yerleştirildiği yürüyüş yolları ve bir adet kafeterya bulunuyor. Farklı çocuk oyun gruplarının da olduğu parkta boyama duvarı da mevcut. Amfi tiyatro ve aksiyon alanı olan parkta ayrıca, vatandaşlara kitap okuma alışkanlığı kazandırmak adına Uğur Mumcu kitaplarının yanı sıra çocuk ve gençlik kitaplarının da bulunduğu açık hava kütüphaneleri yer alıyor.

BOTANİK PARK (2014)

Eğer siz de ağaçların ve renk renk çiçeklerin arasında yürümeyi sevenlerdenseniz bu park tam da size göre. Orhangazi Mahallesi Regülatör Piknik Alanı içine yer alan Botanik Park, sizin ve ailenizin doğa içinde güzel bir geçirmesini sağlayabilir. Türk bahçesi, Japon bahçesi, çiçek bahçesi, topiory bahçesi gibi farklı bahçe türlerinin bulunduğu parkta, sarmaşık tüneli, çocuklar için bitki labirenti, bahçıvan çocuklar eğitim alanı, süs havuzları, tropik bitkiler serası bulunuyor. Botanik Parkta hem bitkilerin renkli dünyasında gezinti çıkabilir hem de daha önce hiç görmedikleri bitki türleri hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

DEDE KORKUT PARKI (2014)

İçerisinde yürüyüş yolu, çoçuk oyun alanları, yetişkinler için spor aletleri ve cafeler barındıran bu park şehrin içerisinde doğayı hissetmek isteyenler için keyifli bir atmosfer sunmaktadır. Çok eski zamanlarda yaşamış bir hikaye anlatıcısı olan Dede Korkut’un anısına ismi verilen parkta ayrıca Dede Korkut anıt duvarı yer almaktadır.

ŞELALE PARK (2009)

Hem gündüz hem de akşam saatlerinde kent ışıkları ile muhteşem bir manzaraya sahip Şelale Park’ta Eskişehir’i tepeden izlemenin keyfini çıkarabilirsiniz. Çankaya Mahallesi’nde bulunan Şelale Park’ta parka adını veren bir yapay şelale, çocuk oyun alanı, çocuk spor alanı, yürüme yolları, seyir terası, ahşap yel değirmeni, mini amfi tiyatrosu ve oturma alanlarının yanı sıra Don Kişot ve Sanço Panço Heykelleri de bulunuyor. Park içerisinde bulunan restoran ve kafeterya ise sadece Çankayalılara değil tüm Eskişehirlilere nefis şehir manzarası eşliğinde ev sahipliği yapıyor.